Türkçe Yazmaların Keşif Serüveni

Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığımız tarafından 62. Kütüphane Haftası etkinlikleri Kütüphanecilik Faaliyetleri Kapsamında “Kütüphanecilik Faaliyetleri Kapsamında Türkçe Yazmaların Keşif Süreci” semineri düzenlendi.

Prof. Dr. Şehabettin Yiğitbaşı Kütüphanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen seminer, AKÜ Rektör Yardımcısımız Prof. Dr. Murat PEKER, Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanımız Mustafa AKYÜZ, Akademisyenlerimiz, idari Personelimiz ve öğrencilerimizin katılımıyla gerçekleşti. AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülay ÇINAR, düzenlenen seminerde, Türk kültür tarihinin yazma eserlerini ve bu eserlerin keşif süreçlerini akademik açıdan ele aldı.

 

Türk dilinin “kaybolan” hazineleri

Seminerde sunumunu gerçekleştiren AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülay Çınar, Türk dilinin temel taşları olan Dîvânu Lugâti’t-Türk ve Kutadgu Bilig gibi eserlerin yüzyıllar süren sessizliğinin ardından nasıl keşfedildiğini kronolojik bir akışla paylaştı. Yazma eserlerin bir milletin kültürel kimliğini ispatlayan en somut deliller olduğunu belirten Çınar, kütüphanecilerin ve kitaba gönül veren koleksiyoncuların bu süreçteki misyonuna işaret etti.

 

Ali Emiri Efendi ve Divanü Lugati’t-Türk’ün dramatik keşfi

Seminerde, ömrünü nadir eserlerin peşinde geçiren Ali Emiri Efendi’nin hayatı ve Kaşgarlı Mahmud’un eseri Divanü Lugati’t-Türk’ü literatüre kazandırma sürecine ilişkin bilgiler veren Çınar, eserin 1910’lu yıllarda sahaf dükkânında başlayan keşif aşamalarını şu sözlerle ifade etti:

“Varlığı bilinen ancak nerede olduğu meçhul olan bu dev eser, maddi imkânsızlık yaşayan bir hanımın elindeki nüshayı sahaflara getirmesiyle gün yüzüne çıkmıştır. Dönemin resmi kurumlarının eserin gerçek değerini kavrayamaması üzerine Ali Emiri Efendi, sahip olduğu tüm imkânları zorlayarak ve dostlarından borç alarak 33 altına bu hazineyi satın almıştır. Ali Emiri, eseri sadece kütüphanesine katmakla kalmamış, onun bilim dünyasına açılmasına da öncülük etmiştir.”

Çınar ayrıca, Ali Emiri Efendi’nin Avrupa’dan gelen yüksek meblağlı teklifleri reddederek, 16 bin ciltlik devasa koleksiyonunu “Millet Kütüphanesi” adıyla halka bağışlamasının eşsiz bir vatanseverlik örneği olduğunu kaydetti.

 

Cumhuriyet Dönemi ve milli seferberlik

Eserlerin fiziksel keşfinden sonra başlayan yayın ve çeviri süreçlerine de sunumunda yer veren Prof. Dr. Çınar, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk dili ve tarihine verdiği önemi hatırlattı. Çınar, Atatürk’ün talimatıyla Mehmet Akif Ersoy, Kilisli Rıfat Bilge ve Besim Atalay gibi isimlerin yürüttüğü titiz çalışmalar neticesinde, bu eserlerin ancak 1940’lı yıllarda tam anlamıyla halkın ve bilim camiasının istifadesine sunulabildiğini belirtti. Prof. Dr. Gülay Çınar, kütüphanecilik mesleğinin milli mirasın korunmasında hayati bir öneme sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

Seminer, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat PEKER tarafından Prof. Dr. Gülay ÇINAR’a plaket takdim edilmesinin ardından sona erdi.​

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

06 Nisan 2026, Pazartesi 13 kez görüntülendi